ANA SAYFA | KİŞİSEL GELİŞİM | GÜNCEL | BAŞVURU FORMU
 
Açılmamış Kanatların Büyüklüğü Bilinemez

Hayata kendimizi tanıyarak başlayalım. Kendini tanıyamayan bireyler, diğer insanları tanımakta ve anlamakta büyük zorluk çekerler.

Fikirsel ve fiziksel olarak kendimizle barışık mıyız? Konuşun, kendinizle sürekli konuşun. Hayatımızın değer ve anlam kazanması için hayati öneme sahip olan kendimizle konuşmak, kendimizi tanıma yolunda atacağımız önemli ve anlamlı bir adımdır. İnsanlar kendisiyle konuşma eyleminden genellikle uzak durur. Bu durumun temel sebebi, “kendi kendine konuşan delidir” söyleminin bir şehir efsanesi olarak yaygınlık kazanmasıdır. Kendimle konuşursam bana deli derler düşüncesinin yarattığı olumsuz etki ile insanlar kendileriyle konuşmaz, ruhsal dünyalarını doyuma ulaştıracak içe yönelik sohbetlerden uzak dururlar.

Kendimizi tanımak, hayatın zorlu yollarında yürümemizi kolaylaştırarak, yapabileceklerimiz ya da yapamayacaklarımız konusunda bize önemli ipuçları sunacaktır.

Başarısızlıklarınız ya da yaşadığınız sorunlar karşısında her zaman karşınızdaki kişi ya da kişileri suçlamayınız. Empati kurma eğilimi sergileyerek, olaylara, sorunlara diğer tarafın gözüyle bakmaya çalışınız. Bu durum insanlarla yaşadığınız sorunları sorunsuzluğa dönüştürme noktasında size büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Bu konuda o suçlu, ben suçsuzum demek yerine, bu problemin yaşanmasında benim hata payım ne kadar, bu hatamı ortadan kaldırabilmek için neler yapmalıyım düşüncesi ile zihnimizi meşgul etmeliyiz.

Zorlu hayat yolculuğunda herkes, farklı konularda, hayatı olumsuz etkileyen başarısızlıkla karşılaşmış olabilir. 

Dünya da bütün yolların her zaman düz olmayacağını unutmayınız. Başarısızlıkların iyi bir öğretici olduğunu zihnimizden çıkarmamalıyız. Başarısızlıklar, bizi başarıya götüren en büyük destekçimizdir. Hayatın içinde her şeyin olabileceği yaklaşımı sergileyerek, başarısızlıklara pozitif tarafından yaklaşınız. Ünlü düşünür ve İslam alimi Mevlana Celaleddin Rumi’nin dediği gibi: “Bir şey olmamışsa üzülmeyiniz, ya daha iyisi olacağı için olmamıştır veya olması sizin için hayırlı olmayacağı için olmamıştır”.

Hayatın azimle, belirli plan program dahilinde çalışan insanları başarıya ulaştıracağını unutmayınız. Şans ancak hazır olanlara güler, hiçbir emek harcamadan kendini kaderin kollarına bırakanlara değil. Önce siz, size düşeni yapın çalışın; azimle, hırsla, istekle, yılmadan, yorulmadan, bıkmadan usanmadan çalışın. Başarı sizin azimli çalışmanıza aslı duyarsız kalmayacak ve kendini size açacaktır.

İnsanlar doğuştan belirli yeteneklerle donatılmış olarak hayata merhaba derler. Bu yeteneklerini insanlar kendilerini tanıyarak, ortaya koyabilir, yeteneklerinin farkına varabilir. Bir takım özellikleri ise insanlar hayatın içinde; aile, okul, iş ortamında öğrenerek edinirler. Herkesin yetenekleri ya da sonradan öğrendikleri temelinde dünyaya katacağı değerler vardır. Kimse kendini vasıfsız işe yaramaz olarak görmemelidir. Kendini tanıyan ve imkanları ölçüsünde geliştiren bir insan gizli özelliklerini keşfederek, hayatı renklendiren insanlar içindeki yerini alacaktır.

Hayat bir bütünlük, bir uyum içerisinde devam etmektedir. Kimsenin tek başına yaşaması mümkün değildir. Ülkelerin yöneticiye, askere, profesöre ihtiyacı olduğu kadar fırıncıya, aşçıya, işçiye de ihtiyacı vardır. Herkesin yöneten olması beklenemez. Önemli olan ne olduğunuz değildir, yaptığınız işi ne kadar iyi yaptığınızdır. Öğrenciyseniz en iyi öğrenci, işçiyseniz en iyi işçi, öğretmenseniz en iyi öğretmen olmak zorundasınız. Yaptığınız işte en iyi olarak ya da en iyi olma yolunda adımlar atarak, ülkenize en büyük katkıyı yapmış olursunuz.

İnsanlar iyi olanı, kötü olana tercih ederler. Örneğin, bir mahallede iki fırın ekmek üretimi yapıyorsa aynı fiyata daha iyi ekmeği üreten, insanların damak tadına hitap eden fırının ekmekleri tüketiciler tarafından tercih edilecektir.

İsteklerinizi ve yeteneklerinizi göz önünde bulundurarak, yapmak istediğiniz mesleği hedefleyerek çalışmalarınızı bu doğrultuda yapınız. Meslek seçiminize aileniz değil siz karar verin. Unutmayın kendinizi en iyi kendiniz tanırsınız. Ancak çevrenizdekilerin sizinle ilgili düşüncelerine de kulaklarınızı tamamen tıkamayınız. Kendinize yakın gördüğünüz kişilerin sizinle ilgili düşüncelerini öğrenerek, onların sizinle ilgili tespitlerinin, kendi dünyanızda tanımladığınız kendinizle ilgili düşüncelerinizle uyumluluğunu kontrol ediniz. Üniversiteye hazırlanan bir öğrenci iseniz, önce meslekleri tanıyınız. Meslekleri bütün yönleriyle ayrıntılı inceleyerek hangisinin sizin yeteneklerinizle uyumlu olduğunu belirleyiniz. Her şey artılarla ve eksilerle doldur. Mesleklerde de bu durum değişmez, mesleklerin de iyi tarafları kötü tarafları olabileceğini unutmayınız. Önemli olan sizin mesleğin iyi tarafını kullanarak, mesleği icra etmenizdir. Örneğin, polis olmak istiyorsunuz polislik doğru yapıldığında kutsal bir meslektir. Halkın can, mal güvenliğini sağlar, onların ırzını, namusunu korursunuz. Ancak polislik mesleğini kendi çıkarlarınız için kullanır, keyfi uygulamalara imza atarsanız bu durumda mesleği doğru kullanmayarak, kutsallıktan çıkarmış olursunuz. Sizin karakter yapınız, yetenekleriniz hangisine uygun? Bu işi doğru yapmaya mı, yanlış yapmaya mı?

Yaşınız, cinsiyetiniz, eğitim durumunuz, ne olursa olsun iş ararken asla ümitsizliğe düşmeyiniz. Ümitsizliğe düştüğünüz an kaybettiğiniz andır. Unutmayalım, bir işi yapabileceğimize inanmak, bir iş bulabileceğimize inanmak başarımızın yüzde ellisini teşkil etmektedir. Biz kendimizi tanıma ve geliştirme sürecini başarıyla atlatmışsak, ne istediğimizi ya da ne istemediğimizi biliyorsak ve bunu işverene karşı etkili bir dille ifade edebiliyorsak, kararlı ve istikrarlı bir arama sonucunda bir iş sahibi olmamamız için hiçbir neden yoktur.