ANA SAYFA | KİŞİSEL GELİŞİM | GÜNCEL | BAŞVURU FORMU
 
Her Hayat Bir Başarı Hikâyesi Yazar

Dünyaya adım atan her birey, hayatın katmanları arasında bir gelişim sergileyerek, yaşadığı her yeni günle birlikte, hayat hikâyesine bir sayfa daha eklemektedir. Bu sayfalara bazen hüzün, bazen mutluluk, bazen başarı bazen de başarısızlık not olarak düşülür. Düşülen bu notlar yıllar sonra karşımıza "hayat hikâyemiz" olarak çıkar. Neler yoktur ki bu notlarda bazen kazanmanın, galibiyetin kalp atışları, bazen kaybedişin, hayata küsüşün gözyaşları.

Hayat hikâyemizi, dünyaya adım attığımız çevre, aile, okul, eğitim, soyso-ekonomik yapı, kültür şekillendirmekte bazen de bizim oluşturmadığımız bize yazılanı hayat yaşamak durumunda kalırız. Tam da bu noktada karşımıza başarı hikâyeleri çıkmaktadır.

Yokluk, yoksulluk içinde geçen bir yaşam içinden zirveye uzanan bireylerin ayrı ayrı hikâyesidir ‘başarı hikâyeleri’. Her başarı hikâyesi biri birinden farklı olmakla birlikte hepsinin ortak paydası, imkânsızlıklar içinde imkân yaratma becerisini bünyelerinde barındırmalarıdır. Tüm bireylerin birer hayat hikâyesi olabilir ancak tüm insanların bir başarı hikâyesi bulunmaz. Başarı hikâyeleri azimle, istekle, hırsla, yılmadan, yorulmadan, bıkmadan, usanmadan çalışarak yeise düşmeden yazılır.

Şairin dediği gibi: "Yeis öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun, azmine sarıl sımsıkı gör bak ne olursun".

İster küresel ölçekte, ister ulusal ölçekte, hangi alanda (siyasi, ekonomik, kültürel) bir başarı hikâyesi varsa, o hikâyeyi yazanların hayatlarında yokluklar, imkânsızlıklar zirvededir, ama onların zihinlerinde, azimle çarpan yüreklerinde yeis belirtisine rastlamak mümkün değildir.

Ülkemizde ve dünyada çok sayıda insan vardır, hayat hikâyelerine başarı hikâyesi eklemiştir. Kalemler bu başarı hikâyelerini kelime kelime tarihe not düşmüştür. Okuduğumuz her başarı hikâyesi hayat iklimimizden ümitsizliği söküp atmakta, bizi ümit dünyasına koşmak için harekete geçirmektedir. Makûs talihini kırma becerisi gösteren binlerce insan, imkânları ölçüsünde, farklı kulvarlarda birer başarı hikâyesi ortaya koymayı başarmıştır. O insanlardan biri olmamızı engelleyecek önümüzde hangi engel vardır? Yokluk mu, yoksulluk mu?

Başarı hikâyesi illa dünya ya da ülke düzeyinde ses getirecek eylemlere imza atmak değildir. Bir üniversiteyi kazanmak, bir işe girmek, belirli bir alanda teorik ve pratik bağlamda bilgi ve tecrübe sahibi olmak, bir aile kurmak ve bunların devamını sağlamak da önemli bir başarıdır.

Hayat biz her zaman zorlayacaktır. Ancak hiçbir zafere çiçekli bahçelerden geçilerek ulaşılamayacağı da bilinmesi gerekmektedir. Dünyaca ünlü düşünür ve İslam Âlimi Mevlana Celaleddin Rumi’nin dediği gibi:"Her zorluğun sonunda doğan bir ışık vardır. Eğer elleriniz diken yaralarıyla kan revan içinde kaldıysa, güle dokunmanıza çok az kalmış demektir". Mevlana’nın burada belirttiği gül oldukça göreceli bir kavramdır. İsteklerimize göre bu gülün adı bir sevgili, bir üniversite, bir iş, kariyer, siyasi veya ekonomik başarı olabilir.

Çıktığımız hayat yolunda yürümek bizlere düşen önemli bir görevdir. Bizden öncekiler nasıl ki iyi günde, kötü günde fani dünya hayatında yürüme becerisi gösterdiler, büyük küçük başarı hikâyelerini bizzat eylemleriyle yazdılar; şimdi yazılan başarı hikâyelerine yenilerini eklemeke bizlere düşen bir hayat görevi. Hayatımızın hikâyesini değil, hayatımızın başarı hikâyesini yazmak ve yazdırmak için neyi bekliyoruz?